BEYAZIT DEVLET KÜTÜPHANESİ İÇİN
BİR KÜÇÜK MEKTUP
Sennur SEZER
Merhaba sevgili kütüphanem,
Seni ilk tanıdığım günden beri seviyorum. Biliyorum, bunu sen milyonlarca kez duymuşsundur, ama bil ki benimki gerçek bir sevgi, hatta bir karasevda.
Yolum nasıl senin semtine düştü, nasıl tanıştım senle hatırlamıyorum, seni şimdiki bir bölümün Dişçilik Okuluyken de tanıyordum. Muzaffer Gökman’ı da.
Yıllar sonra Babıâli’de aynı gazetede çalışırken seni konuştuk hep. O seni en ince ayrıntılarınla anlatırken onu kıskanmadım desem yalan olur.
Bana sakın “senin sevdiğin ben değilim, kitaplar” deme. Kitapları sevdiğim doğru. Bir zamanlar kitapçı dükkânları önünden geçerken, oralarda çalışmayı düşlerdim. Evim artık bir Anadolu şehrinin kitaplığı boyutunda ama ya yetmiyor, ya bana öyle geliyor, seni haftada bir olsun görmeden edemiyorum.
Yazar oldumsa, şair diye anılıyorsam sen benim ustalarımı bana tanıtansın. Başım sıkıştığında sabah açılmanı bekledim kapı önünde. Çalışanlarınla kapattım kapılarını. Üstümde emeğin var.
Okuma salonun, tavanlarındaki süslemelerinden akıyora benzeyen yoğun sessizliğiyle düşlerime giriyor. Hele okuma lambaların. Lambayı açıp kitaplarından birinin kokusunu içime çektiğimde, Leylası’na kavuşmuş Mecnun’a dönüyorum.
Zaten okuma salonuna istediğin kitabı alıp gelebilmek ancak bir sevdalının göze alabileceği bir sınav değil mi?..
Yok yok, eksiklerini yüzüne vurmuyorum, uykularıma giren engelleri anlatmak istiyorum. Biliyorum senin gibi bir dünya güzelinin sana uygun bir kalabalığı olmalı... Olmuyor işte. “Gülü seven dikenine katlanır” deme bana. Sen kalabalık kadrolara layıksın. Seni benim böyle sevmem yetmez ki. Evden ulaşabilmeliyim kataloglarına. Yaşlanıyorum, benim senin kitaplarına evimde ulaşma lüksüm olmalı, konferansları evimde izleyebilmeliyim internetten. Kimi konferansların söyleşilerin CD’leri olmalı.
Sen benim ülkemin en önemli kitaplarını kucaklayan bir kitaplıksın. Senin değerini bilen kuşaklar gelmeli İstanbul’a. Senin eksiklerini bütünleyecek dernekler.
Bir doğum günümde bunlar mı anlatılır diye küsme bana. Bunlar bir doğum günü pastasının mumlarını üflerken dile getirilen istekler.
Nice yıllara sevdiceğim Beyazıt Kütüphanesi. Nice yıllara, her yıl eksiklerin bütünlenerek, seni seven kadroların ve okurlar artarak...
Nice yıllara.