Ana Sayfa   Kurumumuz Hakkında   Okuyucu Hizmetleri   İletişim  
   
 
Görme Engelliler
TRT 2-Şehir ve Medeniyet
Konuşmalar
Foto Galeri
 

BEYAZIT DEVLET KÜTÜPHANESİ YAZMA ESER KOLEKSİYONLARI*, Nimet BAYRAKTAR
BEYAZIT DEVLET KÜTÜPHANESİ YAZMA ESER KOLEKSİYONLARI* Bayraktar, Nimet. Beyazıt Devlet Kütüphanesi 125 Yaşında. Haz. V.Gülçek, S.Şentürk. İstanbul, 2010
13/04/2011 - 14:03

 

 

BEYAZIT DEVLET KÜTÜPHANESİ
YAZMA ESER KOLEKSİYONLARI*
 
                                                                                                                                                                                             ** Nimet BAYRAKTAR
 
Değerli Kitap ve Kütüphane Dostları.
 
Efendim ben, Beyazıt Devlet Kütüphanesi’nde 1972–1973 yıllarında iki yıla yakın bir süre, bu mesleğe gönül vermiş ve büyük hizmetlerde bulunmuş olan rahmetli müdür Muzaffer Gökman Bey’in muavini olarak çalıştım.
            Emekli olduktan sonra da bazı araştırmalarım için sık sık bu kütüphaneye geldim. Çalışmalarım sırasında burada bulunan koleksiyonlarla ilgili çeşitli notlar almıştım.
            Bunları bugün sizlerle paylaşma imkânını sağlayan Müdür Vekili Süheyla Şentürk’e teşekkür ederek sözlerime başlamak istiyorum.
            Beyazıt Devlet Kütüphanesi’nde iki ana bölüm vardır. Bunlardan biri devlet eliyle kurulan ilk kütüphanemiz olan, o zamanki adıyla “Kütübhane-i Umumî-i Osmanî”de 1301 yılı Ramazan ayının ilk günü (24 Haziran 1884) raflarına bir takım “Naima Tarihi”nin konması ile başlayan “Umumî” bölümüdür. Diğeri 1952 yılında bu kütüphaneye getirilen “Veliyüddin Efendi” koleksiyonudur.
            Devlet ricali, âlimler ve halkın iştirakiyle hizmete açılmış olan bu kütüphanede kitap miktarı çeşitli yerlerden nakledilen ve bazı kişiler tarafından yapılan bağışlarla hızla artmağa devam eder.
“Kütüphane-i Umumi Defteri”nde kütüphanenin tesis tarihi 1300/1882-83’tür. Üzerinde basım tarihi bulunmayan ancak 1306–1307 (1889–1890) yıllarında basıldığı tahmin edilen bu fihristte 8054 kitap kayıtlıdır.[1]
Bu fihrist de diğer vakıf kütüphanelere ait fihristler gibi konularına göre düzenlenmiş
mesahif, tefsir, hadis, fıkıh, akâid, fetva, tasavvuf, ahlâk, mantık, hendese, coğrafya, tarih, siyer, edebiyat, mecmuatü’r-resail şeklinde bir sıralama takip edilmiştir.
            Bu fihrist içinde toplanan kitaplardan, aynı kişi tarafından bağışlananlar, konularına göre farklı yerlerde bulunurlar. Bu fihristin bir özelliği de kitaplara verilen umumi numara devam etmekle beraber, her konunun ayrıca birden başlayan numaralar almış olmasıdır.
Eser adı, lisan, yazı cinsi, müellif adı, varak, satır, vâkıfın adı, istinsah veya basım tarihinden sonra mülâhazat kısmında da kitabın bazı özellikleri «müzehheb ve musannadır, ceylan derisi üzerine mahfazalı ve gayet nefistir, zahriye müzehheb, cedveller surhdur, müellif nüshasından tashih olunmuştur, müellif hattıyladır, müellif zamanına karib yazılmıştır, maadası yoktur» gibi açıklamalar vardır.
Bu fihristin basımından sonra kütüphaneye gelen yazma ve eski harfli basma eserler 30.000 numaraya kadar devam etmektedir.
Beyazıt Umumî koleksiyonu içinde; Hekimoğlu, Manastırlı İsmail Hakkı, Ser-etibba Ömer Efendi, Halil Şerif Paşa, Münzevi-zâde Arif Bey, Şevki Paşa gibi birçok zâtın vakfettiği kitaplar vardır.
Bu “Umumî” koleksiyonunu tanıtabilmek için bütün vâkıflardan bahsetmeme imkân olmadığından aralarından seçtiğim birkaçını ele alacağım.
Bunlardan birisi Bezmiâlem Valide Sultan’dır. Sultan II. Mahmud’un zevcesi, Sultan Abdülmecid’in annesidir. Çok hayırsever bir hanımdır. 1808–1853 yılları arasındaki kısa ömründe birçok eser bırakmıştır. İstanbul’da ilk umumi hastane (Gureba-i Müslimin Hastanesi) ile Mekke’deki hastanenin kurucusudur. Ayrıca pek çok çeşme ve sebil yaptırmıştır. Dolmabahçe Camii de onun hayratındandır. Bıraktığı eserlerin en önemlilerinden birisi de o zamanki adıyla Valide Mektebi’dir. Daha sonraki yıllarda Darülmaarif, Darülfünun-ı Şahane, Mekteb-i Hukuk, Mekteb-i Mülkiye, Numune-i Teraki İdadisi, İstanbul Selçuk Sultanisi, İstanbul Lisesi ve İstanbul Kız Lisesi olarak kullanılan bu mektebin Türk maarif tarihinde önemli bir yeri vardır.
Bezmiâlem Valide Sultan bu okulda bir litoğrafya matbaası ve bir de kütüphane kurmuş ve değerli yazmalar vakfetmiştir.[2]
Bu kitaplar sonradan Beyazıt Devlet Kütüphanesi’ne nakledilmiştir. Kütübhane-i Umumî Defterinde konularına göre yer almıştır.
Bezmiâlem Valide Sultan’ın vakfettiği kitaplarda 1256/1840–41 tarihli vakıf mührü 1266/1849–50 tarihli vakıf kaydı vardır.
Umumî bölümüne ait basma fihristte yer almış olan diğer kitaplardan bir kısmı da Hoca Sadeddin Efendi’ye aittir.
Osmanlı Şeyhülislâm’ı ve tarihçisi olan Hoca Sadeddin Efendi 1539–1599 yıllarında yaşamıştır. Çeşitli medreselerdeki müderrislik görevinden sonra Şehzade Murad’a muallim tayin edilerek Manisa’ya gönderilmiştir. “Hâce-i Sultanî” unvanını almıştır. Vakıf mühürlerinde de “Muallim-i Sultanî” olarak geçer.
Sultan III. Mehmed tarafından 1006/1597–98 yılında şeyhülislâmlığa getirilmiştir. Bu görevde 18 ay kalmıştır.
Hoca Sadeddin Efendi, her cuma Ayasofya Camii’nde sorulan meselelerle ilgili Arapça, Farsça mensur ve manzum cevaplar vermiştir.
Sadeddin Efendi Sultan III. Murad için Ayasofya Camii’nde okunacak mevlide gittiğinde orada vefat etmiştir. Fatih Camii’nde kılınan cenaze namazından sonra Eyüp’te yaptırmış olduğu Darülkurra’nın haziresine defnedilmiştir.
İlmî, idarî, siyasî alanlarda söz sahibi olmuştur. Beş oğlu da babaları gibi ilmiye sınıfına intisap etmiş, ilk ikisi Mehmed ve Esad Efendiler şeyhülislâm, diğer iki oğlu da kazasker olmuştur.
Sadeddin Efendi’nin en önemli eseri “Tacü’t-Teravih”tir. Osmanlı Devleti’nin kuruluşundan Yavuz Sultan Selim devri sonuna kadar (1520) gelen olayları anlatır.
Babası Hasan Can’dan duyduklarına dayanarak yazdığı “Selimnâme”de ise Yavuz Sultan Selim’e ait bazı kıssa ve menkıbeleri anlatır ki “Tacü’t-Teravih”in 2. cildi sonuna eklenmiştir.
Beyazıt Devlet Kütüphanesi “Umumî” koleksiyonu içinde Şeyhülislâm Hoca Sadeddin Efendi’nin vakfettiği iki yüze yakın kitap vardır.
Bunlardan Ayasofya Kütüphanesi fihristinin sonunda kayıtlı 55 kitabın sonradan Beyazıt Umumi Kütüphanesi’ne devredildiğini o kütüphaneye ait fihristlerden birinin kenarına (s. 397) kütüphaneler müfettişi Süreyya Efendi tarafından el yazısı ile yazılmış olan 13 mart 1305/1889–90 tarihli nottan öğreniyoruz.
Bu fihriste Sultanahmet Camii mahzeninden nakledilen 300’den fazla kitaptan tamir edilen 55 kitabın buraya kaydedildiği bildirilmektedir.
Bu kitapları fihrist ile karşılaştırarak incelediğimde, Hoca Sadeddin Efendi’nin zevcesi Fatma Hatun’un, oğlu Şeyhülislâm Esad Efendi’nin de vakıf kayıtları ve vakıf mühürleri bulunduğunu gördüm. Bu kitaplarda, Ayasofya fihristindeki eski numaralarının da bulunması bunların bu “Umumî” koleksiyonu içinde bulunduğu hususunu kesinleştirmiştir.[3]
Bazı kaynaklarda Hoca Sadeddin Efendi’nin Eyüp Camii’nde de bir kütüphane kurduğundan bahsedilmekte ise de bu kütüphaneden veya kitaplarla ilgili fazla bir bilgiye ulaşamadım.
Beyazıt Devlet Kütüphanesi Umumî bölümünde Hoca Sadeddin Efendi’nin tespit edebildiğim 55 kitabından daha fazla kitap bulunduğuna göre bu kitapların incelenmesi bazı hususların daha aydınlanmasını sağlayacaktır.
Beyazıt Devlet Kütüphanesi’nde “Umumî” bölümünde (No: 18666–19155) yer alan diğer bir koleksiyon da Merzifonlu Kara Mustafa Paşa kitaplarına aittir.
Osmanlı Sadrazamı Merzifonlu Kara Mustafa Paşa’nın (1095/1683) İstanbul’da Divanyolu’nda Irgat Pazarı’ndaki medresesinde kurduğu kütüphanesine vakfettiği kitaplarının Sultan Abdülhamid devrinde 1310/1892–93 tarihinde basılmış olan fihristinden önce düzenlenmiş bir yazma fihristi vardır.
Bu fihristin 1b sayfasının başındaki 1248/1883 tarihli açıklamada, hafız-ı kütübleri marifetiyle mütalâa olunmak için vakfedildiği, çeşitli fenlere ait kitaplara bir müddetten beri bakılmadığından ve vakfın nezaretinin bu defa Evkaf-ı Hümayun’a verilmesi dolayısıyla sayılarak ve imzalı defter ile hafız-ı kütüblere teslim olunarak dolaplara yerleştirildiği bildirilmektedir.  
Bu açıklamanın üst tarafında Evkaf-ı Hümayun müfettişi Mehmed Esad Efendi’nin mührü vardır. Daha sonra Türkiye Yazmaları Toplu Katalogları (TÜYATOK) arasında hazırlanan kataloğu 1984 yılında Kültür ve Turizm Bakanlığı tarafından yayınlanmıştır.
Bu katalogda 8 Türkçe, 14 Farsça, 445 Arapça olarak 467 yazma eser kayıtlıdır.
Kara Mustafa Paşa’nın vakfettiği kitaplarda 1091/1680 tarihli vakıf mühürü vardır.
Kara Mustafa Paşa, Merzifon’da XVII. yüzyılın ikinci yarısında inşa ettirdiği külliye içinde de bir kütüphane kurmuştur.[4]
Diğer bir koleksiyon da felsefeye ve din tarihine ait eserleri ve tercümeleriyle tanınmış olan İsmail Fenni Ertuğrul’un (1855–1946) Beyazıt Devlet Kütüphanesi’ne bağışladığı kitaplardır (9150 adet). “Umumî” bölümü içinde 100.001 numaradan itibaren yer alırlar. Felsefe, din, ahlâk, tarih, edebiyat, tıp, lisaniyat gibi birçok konuda ve bilhassa son zamanlarda garpta yayınlanan nadir eserlerin bulunduğu kıymetli bir koleksiyondur. Büyük bir kısmı Fransızca ve İngilizce, kalanı da Arapça, Farsça ve Türkçe’dir.
O zamanki kütüphane müdürü rahmetli Muzaffer Gökman, İsmail Fenni Ertuğrul’un birinci ölüm yıl dönümünde,  29 Ocak 1947 tarihli Cumhuriyet gazetesinde ve sonra “Kütüphanelerimizden Notlar” adlı eserinde yayınlanan makalesinde O’nun zekâsı, mantığı, mümtaz ve kibar şahsiyeti mütevazılığı, kitaplara olan derin sevgisi ve çalışma kabiliyeti gibi vasıflarını, kendisine danışmaya gelenleri sevgi ve samimiyetle karşılayıp müşküllerini halletmeye çalıştığını anlatır.[5]
Fransızca, İngilizce, Arapça, Farsça dillerine vâkıf olan İsmail Fenni Ertuğrul’un büyük bir titizlikle topladığı kitaplarını Beyazıt Umumî Kütüphanesi’ne, Cağaloğlu’ndaki evini, Büyükada’daki köşkünü, nakdi servetini ve basılmamış eserlerini, kitaplarının basım hakkını Darüşşafaka’ya vermiştir.[6]
Muzaffer Gökman, “Beyazıt Umumî Kütübhanesi” adlı eserinde de İsmail Fennî Ertuğrul’un ölümünün 1. yıldönümünde kütüphanede bir anma türeni düzenlediğini, eski vilâyet mektupçusu Osman Ergin’in “Eserlerine göre şahsiyeti”, Prof. Ziyaeddin Fahri Fındıkoğlu’nun “felsefî cephesi”ni belirten konuşmalar yaptıklarını ve toplantının merhumun Beyatî ve Isfehanî makamındaki parçalarının çalındığı bir konserle sona erdiğini anlatmaktadır.[7]
Prof. Dr. Süheyl Ünver de İsmail Fenni Ertuğrul’un evindeki bir ziyaret sırasında kendisine verdiği tercüme-i halini ölümünden sonra “İslâm-Türk Ansiklopedisi Mecmuası”nda yayınlanmıştır.
“İslâm Türk Büyükleri: büyük üstad İsmail Fenni, kendi kalemiyle hal tercümesi” başlığı altında dünyada resmi hayatı, eserleri, hususi hayatı, zamanlarına yetiştiği musiki üstadları olarak 4 makale halinde yayınlandığını, ilk makalenin başına koyduğu açıklamada anlatmaktadır.
 Prof. Dr. Süheyl Ünver’in Vatan Gazetesi’nden naklen Bütün Türkiye Mecmuası’nda Mart 1961’de yayınlanan makalesi “Bestekâr Fenni”de onun hayatı, şarkıları, marşları ve bestekârlığı ile ilgili bilgiler vardır.[8]
 İsmail Fenni Ertuğrul’un ölümünün 10. yıldönümünde 1956 Ocak ayında Beyazıt Devlet Kütüphanesi’nde ikinci bir anma toplantısı düzenlenmiştir.
Bu toplantıda onun eserlerinin Laika Karabey yönetimindeki İleri Türk Musikisi Konservatuarı Derneği Korosu tarafından icra edildiğini, Hasan Âli Yücel ile İbnülemin Mahmud Kemal İnal’ın da bu toplantıda bulunduklarını “Leman Şenalp’e Armağan” adlı eserdeki “Atatürk Kitaplığı Laika Karabey Evrakı Kataloğu” adlı makaleden öğreniyoruz.[9]
Beyazıt Devlet Kütüphanesi’ndeki ikinci mühim koleksiyon Şeyhülislâm Veliyüddin Efendi Kütüphanesi’nin kitaplarıdır.
Veliyüddin Efendi XVIII. yüzyılda yaşamış olan değerli şeyhülislâmlardandır.
İstanbul’da Silivrikapı semtinde doğmuş, tahsilini tamamladıktan sonra babası Hacı Mustafa Ağa’nın yaptırdığı medreseye müderris olmuştur. Sonra sırasıyla Harameyn (Mekke-Medine) müfettişi, 1729 Halep, Medine mollası, İstanbul kadısı, 1756’da Anadolu kazaskeri, 1758’de Rumeli kazaskeri olmuştur. Bu arada bazı şikâyetlerden dolayı azledilerek Manisa’da ikamete memur edilir. Şeyhülislâm ve Veziriâzam’ın Padişah Sultan III. Mustafa’ya ricası üzerine affedilir. İstanbul’a gelir, ancak hasta olduğu için huzura çıkamaz, iyi oluncaya kadar evinde oturması için hil’atı evine gönderilerek, Şeyhülislâmlığa getirilir. (16.II 1760) İsmail Hakkı Uzunçarşılı, Osmanlı Tarihi’nde Veliyüddin Efendi’nin seleflerinden hiçbirine nasip olmayan teveccüh ve iltifata nâil olduğunu kaydeder.
Veliyüddin Efendi bu makamda bir buçuk yıldan fazla kalır. Hiddetli mizacı dolayısıyla azledilerek Bursa’ya gönderilir. 23 Nisan 1767’de ikinci defa Şeyhülislâmlığa getirilir ve 25 Ekim 1768’de vefatına kadar bu makamda kalır. Eyüp’te Şeyh Murad kabristanına defnedilir.[10]
Veliyüddin Efendi, devrinin meşhur hattatlarından idi. Talik yazıyı Durmuş-zâde Ahmed Efendi’den meşk etmiştir. Celi nestalikte de en büyük üstad olduğu, ilk numûnelerini onun verdiği ve hocasını geçtiği söylenir. Sultan III. Ahmed talik yazıyı Veliyüddin Efendi’den öğrenmiştir.
Veliyüddin Efendi’nin birçok binanın kitâbesinde nefis yazıları vardır. Damad İbrahim Paşa’nın Şehzadebaşı’ndaki darülhadisi ile yanındaki çeşme, sebil ve Hekimoğlu Ali Paşa Camii bitişiğindeki sebil, çeşme ile cami avlusundaki iki kapı üzerinde bulunan yazılar Veliyüddin Efendi’nindir.[11]
Şevket Rado “Türk hattatları” adlı eserinde Medine’de Şeyhülislâm Arif Hikmet Bey Kütüphanesi’nde Veliyüddin Efendi’nin yazılarından oluşan bir albüm bulunduğunu ve zevkle seyrettiğini kaydediyor.
Prof. Ali Alparslan da “Osmanlı Hat Sanatı Tarihi”nde “Devhatü’l-küttab” adlı eserin müellifi Suyolcu-zâde’nin “Veliyüddin Efendi  nestalikte o kadar terakki gösterir ki Mir Ali ve İmad sağ olsalardı ondan meşk alırlardı” dediğini naklediyor ve eserlerinden bir kısmının Türk İslâm Eserleri Müzesi’nde bulunduğunu bildiriyor.
Aynı eserde, İran Şahı Hüseyin Şah’ın 1721’de İstanbul’a elçilikle gönderdiği Murteza Kuli Han, nestalik yazının İran’a mahsus olduğunu iddia ile “İmad” imzasıyla yazdığı kıt’ayı Defterdar Mehmed Efendi’ye verir. İstanbul’daki hattatlar bu yazıyı inceleyip İmad’ın olmadığını söylerler ve aynını yazarlar. Elçiye gösterilen bu yazı Veliyüddin Efendi’nindir. Elçi çok beğenir ve ona “İmad’ı Rum” lâkabını tevcih eder.
Şevket Rado, “Türk Hattatları”nda Veliyüddin Efendi ile ilgili şu hikâyeyi nakleder: Meşhur hattatlardan Mehmed Esad Yesâri’nin babası, oğlunu Veliyüddin Efendi’ye götürür ve meşk vermesini ister. Veliyüddin Efendi onun inmeli halini görünce, bunda istidat yoktur diye reddeder, babası Dede-zâde’ye götürür meşkler alır, kısa zamanda icazet alacak hale gelir, hocalar davet edilir. Veliyüddin Efendi bu yazıları görünce gözünden yaşlar boşanır ve “bu çocuğun hocası olmak şerefi bana gelecekti bilemedim” diye hayıflanır.
 Prof. Dr. Ali Alparslan da Veliyüddin Efendi’nin Yesâri’nin yazılarını görünce “Allah bu zâtı bizim kibrimizi kırmak için göndermiştir” dediğinin “Tarih-i Cevdet”te anlatıldığını yazmaktadır.
Veliyüddin Efendi’nin diğer bir merakı da lâle yetiştirmektir. Sultan III. Ahmed devrinin önemli lâle yetiştiricilerindendir. Yetiştirdiği lâlelere çeşitli isimler vermiştir.
Veliyüddin Efendi 1181/1768 yılında Beyazıt Camii’nin sağ cephesinde, meydan tarafında camiye bitişik olarak bir kütüphane binası yaptırmış, nadir ve değerli kitaplarını buraya vakfetmiştir.
Kütüphanesine ait vakfiye Vakıflar Genel Müdürlüğü arşivindedir.[12]
Kütüphanelerle ilgili vakfiyelerde kütüphanenin yeri, bânisi, idaresi, görevlendirilecek personel, bunlarda aranacak vasıflar, alacakları ücretler, kütüphanenin idaresi için bağışlanan malların gelirleri, kütüphanenin açılış ve kapanış gün ve saatleri, okuyucuya yapılacak muamele, kitapların incelenmesinde gösterilecek dikkat ve ihtimam gibi birçok husus teferruatıyla anlatılmaktadır. Bazı vakfiyelerin sonunda vakfedilen kitapların listesi de verilmektedir.
Veliyüddin Efendi’nin vakfiyesinde de bu hususların yer aldığını görüyoruz. Kütüphane cuma günü müstesna haftada 6 gün, gün doğuşundan bir saat sonra açılacak, gün batımına bir saat kalıncaya kadar açık bulundurulacak, bu sürede okuyucu gelmese bile kütüphane kapatılmayacaktır.
Bu vakfiyede, kütüphanede görevlendirilecek kişilerde aranacak vasıflara da çok önem verildiğini görüyoruz. Hafız-ı kütüblüğün babadan oğula geçmesinin mahzurları, böylece liyakatsiz kişilerin göreve gelebileceğinden dolayı bu husustan vazgeçilmesi,  müderris, kadı, imam ve şeyhlerin, hafız-ı kütüblüğe getirilmemesi, hizmetlerin vekâletle yürütülmemesi, kütüphanede bütün gün bizzat bulunmaları, talebe ve kâtiplerin kütüphaneye gelip kitap istediklerinde hüsn-i muamele etmeleri, azarlamamaları, kütüphaneden dışarı kitap verilmemesi, kütüphanede okunacak veya istinsah edilecek kitapların hiçbir mani çıkarılmadan okuyucuya verilmesi, hafız-ı kütüblerin kütüphane kurucusunun tahsis ettiği evde oturacakları gibi birçok hususlara yer verilmektedir.
Veliyüddin Efendi’nin kitaplarında 1175/1761–2 tarihli vakıf mührü vardır:[13]
Veliyüddin Efendi’nin vakfettiği kitaplar 3285 adettir ve çoğu yazmadır. (80 kadar basma)
Bu kütüphaneye ait iki yazma fihristi vardır. Bunlardan biri (No. 3290)’nın 1a sayfasındaki 1248/1822–3 tarihli yazıda uzunca zamandan beri sayım yapılmadığı, teftiş mahkemesinden bir memur ve hafız-ı kütüblerle kütüphaneye gidilip mevcut kitapların eski imzalı defteri ile tek tek karşılaştırıldığı, 22 kitabın noksan çıktığı kaydedilmekte ve altta bu kitapların ismi verilmektedir.
Sayfanın alt kısmındaki 1258/1842–3 tarihli sayımla ilgili açıklamada 47 kitabın defterdeki evsafına uymadığı ve buraya şerh verildiği açıklanmakta, altında da bu kitapların isimleri, 1b’den itibaren de çeşitli konulardaki kitapların listesi verilmektedir.
28b‘de Sıdkı-zâde Ahmed Efendi tarafından 1231/1815–16 tarihinde bu kütüphaneye konan kitaplar;
54b’de 1182/1768–69 tarihindeki kayıtta daha önce Veliyüddin Efendi tarafından konulup, sonra yerinde bulunmayan kitapların Veliyüddin Efendi’nin oğlu Kazasker Mehmed Efendi tarafından satın alınıp fen fen yerlerine konulduğuna dair bir not vardır.
54b-66a yapraklarında da muhtelif tarihlerde kütüphaneye konulan kitaplarla ilgili notlar vardır.
İkinci yazma fihrist Sıdkı-zâde Ahmed Raşid Efendi’nin vakfı olan kitaplara aittir. 1231/1815–16 tarihlidir.
Veliyüddin Efendi’nin Hamidî fihristleri arasında basılan 1304/1886–87 tarihli fihristinde konularına göre kaydedilmiş olan kitaplardan sonra kayıtlı olan “Hutut-ı mütenevvia” Türk İslâm Eserleri Müzesi’ne verilmiştir.
Bundan sonra da Cevdet Paşa’nın bu kütüphaneye vakfedilen 213 kitabı yer alıyor.
Cevdet Paşa 1823–1895 tarihleri arasında yaşamış büyük bir Türk âlimi ve devlet adamıdır.  Aynı zamanda tarihçi, hukukçu, mütefekkir, edip, eğitimci ve sosyolog olup, çeşitli önemli görevlerde, nazırlıklarda bulunmuştur.[14]
Özel gayretleriyle yetişmiş, öğrenimi sırasında tatil zamanlarında bile sürekli kitap okurmuş, sadece bayram günleri tatil yaparmış. Arapça, Farsça, Bulgarca ve Fransızca biliyor.
 “Tarih-i Cevdet”, “Tezakir-i Cevdet”, “Kavaid-i Osmaniye” gibi,  çok önemli eserleri vardır.
26 mayıs 1895’te vefat etmiş. Fatih Sultan Mehmed haziresine defnedilmiştir.
Kitaplarında “Ahmed Cevdet” şeklinde iki değişik mührü vardır.
Bu fihristin basılışından sonra kütüphaneye bağışlanan Halit, Ali Rıza ve Süleyman Sırrı Beyler’in kitapları da Veliyüddin Efendi kitaplarının sonuna eklenmiştir.
Veliyüddin Efendi’nin Beyazıt Camii bitişiğindeki kütüphanesinde bulunan kitapları, 1952 yılında Beyazıt Devlet Kütüphanesi’ne nakledilmiştir.
18.VII.1951 tarihindeki Milli Eğitim Bakanlığı Kitaplıklar Müdürlüğü’nden 1. Grup Kütüphaneler Şefliği’ne (Beyazıt Umumî Kütübhanesi) bir yazı gelir. Kurulduğu tarihteki ihtiyaçlara göre açılan Veliyüddin Efendi Kütüphanesi’nin bugünkü durumu ile istifadeye ve ilmî ihtiyaçlara cevap veremeyecek bir halde olduğundan bahisle, kütüphanenin kolaylıkla istifade edilir duruma getirilmesinin bakanlıktan istenildiği bildirilmekte, başka bir kütüphaneye nakledilmeden önce ilim ve ihtisas erbabının mütalâasının alınması için Prof. Mükrimin Halil Yinanç, Prof. Ali Nihat Tarlan ve Doç. Ahmed Ateş, İstanbul Kütüphaneleri grup şefleri Muzaffer Gökman, Mustafa Köymen ve Halit Dener’den müteşekkil bir komisyon kurulmasının uygun görüldüğü bildirilerek, yapılacak temaslar sonunda düzenlenecek raporun gönderilmesi istenmiştir.
1768 yılında camiye bitişik inşa edilen, giriş için dışardan bir kapısı olmayan kütüphane binasına ancak cami içinden girilebilmesi bazı güçlüklere sebep olmakta, okuma salonunun sükûneti ihlal edildiği gibi, giriş çıkışlar dinî toplantı ve ibadet yapanları da rahatsız etmektedir. Bu sebeple aynı muhitte olduğundan ve bu kütüphanede müsait yer de bulunduğundan Veliyüddin Efendi Kütüphanesi’ndeki kitapların Beyazıt Umumî Kütüphanesi’ne naklinin yadırganmayacağı şeklinde düzenlenen raporun bakanlıkça uygun görülmesi üzerine nakil işi gerçekleştirilir. (17.V.1952 tarihli tutanak)
Sözlerimi Veliyüddin Efendi ve bu kütüphaneye ait iki hatıramla tamamlamak istiyorum.
Öğrenciliğim sırasında hocam Prof. Cemal Tukin Bey, Cevdet Tarihi’nin kaynakları ve kendisinin bunlardan nasıl yararlandığının tespitini seminer vazifesi olarak vermişti.
Bu kaynaklardan Vasıf Tarihi de bana verilmiştir. Bu ödev için Veliyüddin Efendi’nin Beyazıt Camii içindeki kütüphanesine gittiğimde, orada görevli yaşlı hafız-ı kütüb raftan bir kitap indirip okuyup okuyamayacağımı kontrol ettikten sonra istediğim kitabı vermişti.
Diğer hâtıram kütüphanelere alınacak memurlar için yapılan imtihanda yazdırdıkları metin Veliyüddin Efendi ile ilgili idi ve şöyle başlıyordu:
“Şeyhülislâm ve Müftilenâm Veliyüddin Efendi …………”
Osmanlıcayı yeni öğrenmiş olan bir kişi için bunları yazmanın pek kolay olmadığını takdir edersiniz.
Efendim,  beni sabırla okuduğunuz için teşekkür ederim.
 
 
 
KAYNAKÇA:
* Bayraktar, Nimet. Beyazıt Devlet Kütüphanesi 125 Yaşında. Haz. V.Gülçek, S.Şentürk. İstanbul, 2010 
**Ankara Adnan Ötüken İl Halk Kütüphanesi Emekli Müdürü
1 Kütübhâne-i Umumî Defteri, İstanbul Mahmud Bey Matbaası, 398+1 s.
2 Bayraktar, Nimet. “İstanbul’da kadınlar tarafından kurulmuş kütüphaneler.” Türk Kütüphaneciler Derneği Bülteni (TKDB), (1963) XII/3-4, s. 85-95
Şentürk, M. Hüdai. “Bezmiâlem Valide Sultan.” Türkiye Diyanet Vakfı İslâm Ansiklopedisi (DİA), (1992) VI/108–113
Bayraktar, Nail. “19. yüzyılda vakıf kütüphane geleneğinden örnekler”. Osmanlı Devletinde Bilim Kültür ve Kütüphaneler, Ankara: TKD, 1999, s. 79–86
3 Bayraktar, Nimet. “Tanınmamış bazı kütüphane koleksiyonları”Kaf Dağının Ötesine Varmak – Günay Kut Armağanı. Journal of Turkish Studes, (2003) 27/1, s. 209–216
Turan, Şerafettin “Hoca Sadeddin Efendi.” DİA, (1998) XVIII/196–198  
4 Özcan, Abdülkadir. “Kara Mustafa Paşa.” DİA, (2004) XXIX/246–249
 Erünsal , İsmail E.. “Merzifonlu Kara Mustafa Paşa Kütüphanesi.” DIA, (2004) XXIX s. 254
5 Gökma.n, Muzaffer Kütüphanelerimizden notlar. İstanbul, 1952, s.11–13
6 Bolay, Süleyman Hayri. “İsmail Fennî Ertuğrul.” DİA, (2001) XXIII/98–100
7 Gökman, Muzaffer. Bayezit Umumî Kütüphanesi. İstanbul, 1956, s. 16
8 Ünver , A. Süheyl. “Büyük üstad İsmail Fenni, kendi kalemiyle hal tercümesi.” İslâm Türk Ansiklopedisi Mecmuası, (1947) II/73, 74, 80, 83
“Bestekâr Fenni” Bütün Türkiye ,(Mart 1961), II/357
9 Bayraktar, Nail. “Atatürk Kitaplığı Laika Karabey evrakı kataloğu” Leman Şenalp armağanı. İstanbul, (2006) TDK İstanbul Şubesi, s. 88-90
10 Uzunçarşılı, İsmail Hakkı. Osmanlı Tarihi. Ankara, 1959, TTK IV/2, s. 489
11 Rado, ŞevketTürk hattatları. Yayın Matbaacılık Ticaret Limited Şti., s. 171
 Alparslan, Ali. Osmanlı hat sanatı tarihi. İstanbul, 1999, Yapı Kredi Yayınları, s. 164
 Derman, Uğur. Türk hat sanatlarının şaheserleri. Ankara, 1982, Kültür Bakanlığı, s. 15
12 Cunbur, Müjgan. “Şeyhülislâm Veliyüddin Efendi vakıfları ve kütüphanesi”Necati Lugal armağanı. Ankara, 1969, s. 165–189
13 Kut, Günay . – Bayraktar, Nimet. Yazma eserlerde vakıf mühürleri. Ankara, 1984, Kültür ve Turizm Bakanlığı, s. 108
14 Halaçoğlu, Yusuf. – Aydın, M. Akif. Ahmed Cevdet. DİA, (1993), VII/443–450         
 
 
 
 
 
     
 
 
 


 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
İlgili Başlıklar
Kitap tamamen mi ölüyor? - Kör Suikastçi adlı romanıyla bilinen Margaret Atwood'un yazısı.
Kitap tamamen mi ölüyor?
ALO 171'İ ARA SİGARAYI BIRAK
BEYAZIT DEVLET KÜTÜPHANESİ TARİHİNDEN ALDIĞI SORUMLULUKLA ÖNEMLİ BİR PROJEYE DAHA İMZA ATIYOR.
Osmanlı Döneminde İstanbul'da Kadınların Kurduğu Kütüphaneler - Ayten ŞAN
Kadın Eserleri Kütüphanesi ve Bilgi Merkezi Vakfı, İstanbul 2010 Ajansı desteğiyle yürüttüğü "İstanbul Kadın Kadın İstanbul" projesinin sonunda aynı adla bir de kitap yayımlandı.İşte bu kitaptan Beyazıt devlet Kütüphanesi Müdürü Ayten Şan'ın Yazısı ...
Beyazıt Devlet Kütüphanesi İçin Bir Küçük Mektup - Sennur SEZER
BEYAZIT DEVLET KÜTÜPHANESİ İÇİN BİR KÜÇÜK MEKTUP - Sennur SEZER SEZER, Sennur, beyazıt Devlet Kütüphanesi 125 Yaşında, Haziran 2010, İstanbul
ORHAN BURİAN'IN DÜŞÜNCE DÜNYASI - Ayten ŞAN
ORHAN BURİAN'IN DÜŞÜNCE DÜNYASI Ayten ŞAN İstanbul, 25.12.2002
BEYAZIT DEVLET KÜTÜPHANESİ YAZMA ESER KOLEKSİYONLARI*, Nimet BAYRAKTAR
BEYAZIT DEVLET KÜTÜPHANESİ YAZMA ESER KOLEKSİYONLARI* Bayraktar, Nimet. Beyazıt Devlet Kütüphanesi 125 Yaşında. Haz. V.Gülçek, S.Şentürk. İstanbul, 2010
KÜTÜPHANECİ VE KÜTÜPHANELERİN FELSEFECİ DOSTU ARSLAN KAYNARDAĞ - Ayten ŞAN
ESKİÇAGDA KÜTÜPHANE KAVRAMINI BELİRTMEK İÇİN KULANILAN KELİMELER ve ANLAMLARI
ESKİÇAGDA KÜTÜPHANE KAVRAMINI BELİRTMEK İÇİN KULANILAN KELİMELER ve ANLAMLARI Dr.Nuray YILDIZ, "Eskiçağ Kütüphaneleri" MÜ Fen Edebiyat Fakültesi Yayınları, İstanbul 1985

PROF. DR. ABDÜLBAKİ GÖLPINARLI

*İsmail Saib Sencer’in ölümünün 40. Yılı dolayısıyla 1980’de Beyazıt Devlet Kütüphanesi’nde düzenlenen anma gününde yapılan konuşmanın tam metni.

n

"İŞLETME OLARAK KÜTÜPHANELER" Prof.Dr. Jale BAYSAL

n

“Bir Kütüphane Memuresinin Buruk Bir Aşk Hikâyesi ‘MUHAYYER’” İlyas DİRİN

n

KÜTÜPHANE VE KİTAP VAKFİYELERİ İLE FİHRİSTLERİNİN KÜTÜPHANECİLİK TARİHİ BAKIMINDAN DEĞERİ VE ÖNEMİ, Nimet BAYRAKTAR

n

DÜNYAYI DEGİŞTİREN BÜYÜK OLAYLARDAN BİRİ: KİTAP BASMACILIĞI* Prof. Dr. Jale BAYSAL

n

"DEVLET KÜTÜPHANESİ, KAPI KOMŞUMUZ" Arslan KAYNARDAĞ

n

"KİTABIN ZAFERİ" Muzaffer GÖKMAN. 1984

n

Üyelik Sistemi

n

Kütüphanemizin Çalışma Saatleri

n

Kütüphane nedir?
 
GÜNCEL DUYURULAR

ALO 171'İ ARA SİGARAYI BIRAK

BEYAZIT DEVLET KÜTÜPHANESİ TARİHİNDEN ALDIĞI SORUMLULUKLA ÖNEMLİ BİR PROJEYE DAHA İMZA ATIYOR.

KÜTÜPHANEMİZİN ÇALIŞMA SAATLERİ İÇİN TIKLAYIN.

Üyelik Sistemi

SİTE ÜYELİĞİ
Kullanıcı:  
Şifre:
 
Kayıt Ol - Şifremi Unuttum
Kütüphaneler ve Yayımlar Genel Müdürlüğü - Her Hakkı Saklıdır © 2010 Beyazıt Devlet Kütüphanesi
Tasarım & Yazılım : Networkbil.Net
Evden Eve Nakliyat Evden Eve Nakliyat